Son veriler, Türkiye’nin okul çağındaki çocuklarının önemli bir kısmının örgün eğitim dışında kaldığını ortaya koyuyor. Yapılan analizlere göre, zorunlu eğitim çağındaki ve okul çağında olan yaklaşık 1 milyon 470 bin çocuk, şu anda ne ilköğretim ne ortaöğretim okullarında yer alıyor. 

  • 2024-25 eğitim-öğretim yılı istatistiklerine göre, zorunlu eğitim yaş grubundaki yaklaşık 611 bin 612 çocuk, okul kaydı olmadan ya da okul dışında bulunuyor. 

  • Buna, açıköğretim, meslekî eğitim ve yaygın eğitim kapsamı dışında kalan çocuklar da eklendiğinde — toplamda 1,47 milyon sayısına ulaşılıyor. 

  • Özellikle 15–17 yaş grubundaki ergenlerde okuldan kopuş ve işgücüne erken katılım gibi riskler öne çıkıyor; bu, hem eğitim hem sosyal koruma açısından ciddi tehlike anlamına geliyor. 

Uzmanlar bir dizi faktörü sorunun kaynağı olarak gösteriyor:

  • Ekonomik zorluklar: Ailelerin geçim baskısı, ergen çocukların erken yaşta çalışmaya yönelmesine neden olabiliyor. 

  • Bölgesel eşitsizlik ve altyapı eksiklikleri: Kırsal ve dezavantajlı bölgelerde okula erişim zorlaşabiliyor — taşımalı eğitim ve pansiyon sistemleri yeterli desteği sağlamayabiliyor. 

  • Eğitimin niteliği ve motivasyon sorunları: Okulun öğrenciyi koruma, destekleme ve geleceğe hazırlama rolünde yetersizlikler, gençlerin eğitim dışına çıkmasına yol açabiliyor. 

Bu kadar büyük bir çocuk nüfusunun eğitim dışında kalması, birkaç alanda ciddi sonuçlar doğuruyor:

  • Eğitim – iş gücü – yaşam becerileri zincirinde kopukluk: Okul dışı çocuklar, vasıfsız iş, iş güvencesiz çalışma, çocuk işçiliği, erken iş hayatına atılma riskiyle karşı karşıya.

  • Adil fırsat eşitsizliği: Eğitime erişemeyen çocuklar, yükseköğretim, meslekî gelişim veya nitelikli iş imkânlarından mahrum kalıyor — bu da uzun vadede sosyal uçurumu derinleştiriyor.

  • Çocuk hakları & koruma: Okul aynı zamanda çocuk için sosyal koruma, sağlık, denetim, beslenme gibi hayati işlevleri de barındırıyor; eğitim dışı kalmak bu korumadan mahrum olmak demek.