Bülent Sarıgül, Tuna Ülker’le röportaj gerçekleştirdi

8 0

Muhabir Bülent Sarıgül, Yazar Tuna Ülker’le bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajında hayatı hakkında konulardan bahseden ve sevenlerinin merak ettiği soruları yanıtlayan Ülker’in röportajının tamamı şu şekilde;

Bugün sizleri genç bir yazarla tanıştırmak istiyorum. Kendisi “Tuna Ülker” “Tahta Kolye” kitabının yazarı.Tarihin derinlikleri arasında mitolojik bir yolculuğa çıkmak isteynlerin başucu kitabı diyebileceğim bir eserin sahibi. Genç yazarımızın kitabını okurken kendimi bazen çeşme sokaklarında gezerken bulurken bazen bir sonraki sayfanın gizemi konusunda yaşayacaklarımın heyecanı ile sayfalar arasında geçiş yaptım. Sonrasında Tuna Ülker’le yeni kitabı üzerine uzun uzun bir sohbet gerçekleştirdik. Şimdi sizleri bu genç yazarımızın kitabıyla ilgili yaptığımız röportajla baş başa bırakıyorum…

Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

Samsun’da doğup büyüdüm. Ege Üniversitesi – Turizm Rehberliği bölümü üçüncü sınıf öğrencisiyim. 20 yaşındayım. Şu an KTÜ’de İnşaat Mühendisliği okuyan bir ağabeyim var. Anne ve babam Vezirköprü Vergi Dairesi’nden emekliler.

YAZMAYA NE ZAMAN BAŞLADINIZ?

Yedi yaşında, okuma ve yazmayı öğrendikten hemen sonra, annem ilk günlüğümü hediye etmişti küçük, özel notlarla O dönemden beri yazıyorum, hiç bırakmadım. Yazdıklarıma edebi bir anlam kazandırmayı öğrenene kadar günlük tuttum. Ardından çevremdeki nesneleri, ailemi ve arkadaşlarımı anlattığım başka defterlerim oldu. Defterlerimin her sayfası yazdıklarım ile biraz daha anlam kazandı benim için yazmayı bir tutku ve vazgeçilmez bir yaşam tarzı haline getirdi.

TAHTA KOLYE KİTABININ SİZİN İÇİN ÖZEL BİR ANLAMI VAR MI? BÖYLE BİR KİTAP YAZMAYA NASIL KARAR VERDİĞİNİZİ ANLATABİLİR MİSİNİZ? 

İlk kitabım olmasından dolayı taşıdığı özel anlamın haricinde, Tahta Kolye yaşadığım hayat boyunca benim kalbime dokunan insanların ve olayların da bir eserin altında toplandığı roman oldu. Yazmayı sevdiğim kadar dinlemeyi de seviyorum, ailemizin büyüğü dedemin gençliğinde başına gelen iki macera ve Ordu’da işlettiği otel bana hep büyülü gelmişti.Bu anıları annemden dinlemiş olmamın da büyük etkisi vardı. Kitap yazmaya karar verme aşamamda da elbette yine annem “Leyla Küçük Ülker”in etkisi oldu. Romanımı yazmaya başlayana kadar ona söylememiş olsam da hem şair, hem de roman yazarı olmasından gurur duyuyordum. Annemi izleyerek uzun zaman geçirdim, kendi romanını bilgisayara dokunmadan elle yazdığını, sayfalarca defter ve kalem tükettiğini gördükten sonra bundan cesaret aldım. Onun romanı “Önce Yeşildi Kiraz”ın ilk okur olarak yine defterlerinden okuyunca, kitabımı yazmaya karar verdim.

Tarihe ve mitolojiye ilgim vardı, bu nedenle Turizm Rehberliği eğitimi almayı ve Türkiye’nin mükemmel kültürünü en doğru şekilde anlatmak istiyordum, Tahta Kolye ile de okuyan herkese Çeşme’yi, Ilıca Antik Kenti’ni ve Çeşme Kalesi’ni de yaşatmayı hedefledim. Tarihin içinde keyifli bir yolculuk yapmaları için yaşadığım kendi kelimelerin büyülü dünyasına gizleyerek anlattım.

KİTABINI NE KADAR SÜREDE YAZDIN? BAŞKA BİR DEYİŞLE ROMANININ ORTAYA ÇIKMASI NE KADAR SÜRDÜ VE NASIL BİR YOLCULUKTAN GEÇTİ?

Kitabın şu anki halini alması iki yıla yakın sürdü. Okulum Çeşme’de olduğu için kışları sessiz, sakin bir ortamda yazabilme fırsatım oldu. Yazları Samsun’a döndüğümde ise tekrar tekrar okuyup, üzerinden geçtim. Yorumlarına çok güvendiğim arkadaşlarıma ve yakınlarıma da Tahta Kolye’yi okuttum. Onların fikirleri de benim için çok önemliydi. Taslak haline getirdiğim kitap dosyam uzun süre başucumda bekledi, her akşam kitap halini görebilmeyi umut ederek uyuyordum.

ROMANINIZDAKİ KARAKTERLERİ NASIL OLUŞTURDUNUZ? HAYATINIZDA ÖNEMLİ YERİ OLAN KİŞİLERDEN SEÇTİĞİNİZİ SÖYLERSEK YANILIR MIYIZ?

Hayır, yanılmış olmazsınız. Şu an hayatta olmayan sevgili dayım tiyatrocu İsa Küçük ve AHBAP Platform’undan değerli müzisyen Barlas İşbaşar’a kitabımda yer verdim. Baş karakterim olan İnci, dedesini kaybettikten sonra toparlanmaya çalışan arkeoloji aşığı bir genç idi, tıpkı benim gibi. İki dedemi de hayatta iken görme şansım olmadığından İnci’nin özlemini yansıtırken samimiydim, onları görmeden de özlüyordum. Karakterleri oluştururken tanıdığım ve sevdiğim birçok insanın özelliklerini kattım, iyi ya da kötü ayırmaksızın. Bir romanda okumayı en çok sevdiğim şeylerden birisi, yaratılan karakterlerin kusurlu olmasıdır. İnsanın kendisiyle en çok bu şekilde özleştirebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle karakterlerimin güzelliği yerine onların güçlü ve güçsüz yanlarını ön plana çıkarmak istedim.

YAZMAK YETENEK İŞİ MİDİR? ÖĞRENİLEBİLİR Mİ? 

İnsanın içinden geldiği sürece yazabileceğini düşünmekteyim. Öğrenilebileceğinin de kanaatindeyim. Yaşları çok ilerledikten sonra romanlar yazıp, edebiyata inanılmaz katkılarda bulunan usta yazarların da örneklerini görebiliyoruz aslında. Kişi onu yazmaya iten nedenlerden dolayı da bu serüvene atılabilir, yıllarının birikimini de dünyayla buluşturmak isteyebilir. Anthony Burgess’in aslında yanlış teşhis konulmuş hastalığını öğrenene kadar bir senede beş eseri ortaya çıkarması gibi tetikleyici unsurlar da olabiliyor. Herkes yazabilir, özellikle kendisini en iyi yazarak ifade edebildiğini düşünenler…

TÜRKİYE’DE KİTAP YAYINLAMAK ZOR MUDUR? BİR KİTABI YAYINLATMAK İÇİN HANGİ SÜREÇLERDEN GEÇMEK GEREKİR?

Zor yanları var. Özellikle iletişim açısından. Çünkü yayınevlerinin bir yıla kadar uzayan değerlendirme sürecinde kitabınız ile ilgili herhangi bir güncelleme almıyor, yalnızca bekliyorsunuz. Bu yıpratıcı olabiliyor. İlk kitabını yayımlatmak için heyecan duyan bir yazar adayı için sabretmesi güç bir dönem bu. Ancak benim adıma çok uzun bir süreç değildi.

Zira Leyla Küçük Ülker’in Önce Yeşildi Kiraz’ını yayımlayan Sisyphos Yayınları kitabıma bir şans vererek bana yol açtı. Annem ile kurdukları iletişimin ardından benimle de görüşerek kitabımı değerlendirdiler ve bastırmak istediler. Kişisel olarak baktığımda, romanın basılacağını öğrenmek kelimelerimin tam anlamıyla yetemeyeceği bir mutluluğa sebep oldu. Değerli Yaşam Koçu Sevilay Sağlam’a haberi verip sarıldığımda “Şu an yaşadığın hisleri unutma.” demişti ve inanın, unutmuyorum. Hayatın dolu dolu yaşanması gerektiğini, bu ve bunun gibi benzer birkaç anının yaşam boyunca insana ilham ve güç kaynağı olduğunu düşünüyorum çünkü.  Süreçten bahsedecek olursak eğer, her şeyden önce kitabı noktaladıktan sonra asıl önemli kısmın başladığını bilmek gerekli. Kitabın birkaç hafta köşede bekleyip, soğuması gerek. Aslında bu tavsiyeyi verebiliyor olmam çok tuhafıma gidiyor çünkü deneyimli insanlardan duyduğumda bunun zor olduğunu düşünüyordum. Nötr bir şekilde eserinizi okuyup, hatalardan arındırdıktan sonra bir kitap dosyası oluşturmak ve kitaba en uygun kriterlere sahip olan yayınevini araştırmak gerekiyor bir sonraki aşamada. Ardından seçtiğiniz ve iletişim kurduğunuz yayınevinin değerlendirmesi kalıyor.

SON OLARAK; YAZAR OLMAK İSTEYENLERE ÖNERİLERİNİZ NELERDİR? 

Bu konuda uygun tavsiyeler verip yönlendirecek kadar deneyimim olduğunu düşünmüyorum aslında, henüz 20 yaşındayım, ilk kitabım değerli okuyucular ile buluştu ancak yaşıtlarıma, benden küçük ya da büyük olan yazar adaylarına söyleyebileceğim tek ve en doğru şey kitap okumaktır. Kitap, kitap, kitap… Günlüğümle birlikte ilk hikaye kitaplarımı da bana hediye eden sevgili anneme ve yalnızca kitap almak için değil, hayatım boyunca maddi ve manevi desteğini hiçbir zaman eksik etmeyen değerli babam Ahmet Hakkı Ülker’e bu nedenle teşekkürü borç biliyorum. Kitap okuma alışkanlığı, kazanıldıktan sonra zorunluluktan çıkıp bir parçanız haline geliyor. Haftada üç dört kitap bitirip, derslerimi aksattığımda dahi bana kızamazdı annem. Konu ayırt etmeksizin daldığım kitap dünyasının bana çok büyük katkıları oldu: Örneğin, 13 yaşında iken tur rehberi olmaya karar verdim, okuduğum kitap karakterinin mesleği bu idi ve bundan çok etkilenmiştim. Bunun için çabaladım ve hayalini kurduğum okulda okuyorum, mesleğime başlamama da çok az bir süre kaldı. Bir kitabın kapağına göre değerlendirilmemesini, mutlaka şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir cümle, bir paragraf da olsa akla gelen her şey not edilmelidir aynı zamanda, kelimeler nasıl cümleleri oluşturuyorsa, alınabilecek en küçük detayın notu da belki kitabınızı okuyan kişinin hayatına dokunabilecek kısım olur, bunu bilemezsiniz.

 

Tuna Ülker hakkında

Yazar 1998 Samsun, Vezirköprü doğumludur. Yazar, ortaokul ve lise öğrenimini Samsun’da tamamlamış ardından Ege Üniversitesi, Turizm Rehberliği bölümünü okumak üzere İzmir’e yerleşmiştir. Küçüklüğünden beri kitap okuyup hikayeler yazan Ülker, ilk romanı Tahta Kolye’yi de Çeşme’de yazmıştır.

 

100. Yılında Çanakkale isimli kompozisyonu ile 2014 yılında Samsun Atakum birincisi, Bir Dava Adamı: Mehmet Akif isimli çalışması ile Samsun birincisi olmuş, yazdığı kompozisyonu Milli Eğitim Bakanlığı’nın toplamış olduğu kitapta yer almıştır. Yazar eğitimini Ege Üniversitesi’nde devam ettirmektedir.

 

 

 

İLGİLİ HABERLER