CHP’Lİ YEDEKCİ “ALADAĞ FACİASINI YAŞAYAN AİLELER YALNIZ DEĞİLDİR. BU ACININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

99 0

CHP’Lİ YEDEKCİ: “ALADAĞ FACİASINI YAŞAYAN AİLELER YALNIZ DEĞİLDİR. BU ACININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

CHP İstanbul Milletvekili ve Aladağ Yurt Yangını Araştırma Komisyonu üyesi Gülay YEDEKCİ, Aladağ Yurt Faciası davasının 5. duruşması sonrasında yaptığı açıklamada “Aladağ için adalet istiyoruz. Yanarak can veren çocuklarımızın çığlıkları kulaklarımızda, adaletten başka bir yol yoktur” dedi. 

Adaletten başka bir yol yok, adalet istiyoruz

CHP’li YEDEKCİ, “Yanan evlatlarımızı da, yüreğinde acısı hiç eksilmeyen analarımızı da, çocuklarımızın yanarak can vermesine sebep olacak zemini hazırlayan kişi, kurum ve cemaatleri asla unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. Biz bu sürecin, bu acının takipçisiyiz. Aladağ faciasının faillerini aklamalarına izin vermeyeceğiz. ‘Ben öleyim ama evladımın katili cezasını çeksin’ diyerek feryat eden anaları, ‘Çocuklarımızın canı bu kadar basit mi? O savcı, o hakim vicdanı rahat uyuyabiliyor mu?’ diyerek isyan eden aileler yalnız değildir, her zaman yanlarındayız. Aladağ için adalet istiyoruz. Yanarak can veren çocuklarımızın çığlıkları kulaklarımızda, adaletten başka bir yol yoktur. Evlatlarımıza bu zulmü reva görenler cezasını çekene kadar mücadele edeceğiz” dedi.

Bu acının takipçisi olacağız

CHP İstanbul Milletvekili ve Aladağ Yurt Yangını Araştırma Komisyonu üyesi Gülay YEDEKCİ, Tele 1 TV’de konuk olduğu Ayrıntılar programında da Aladağ Faciası hakkında açıklamalarda bulunmuştu. Yangının perde arkasını ve faciadan sonra Aladağ giderek yaptığı gözlemleri anlatan Yedekci “Aladağ’da bize gösterilen bir tabloda çocukların ailelerine ödenen paraları gösterdiler bize. Bir canın bedeli kaç paradır? Evladınız ölürse kaç parayla yüreğiniz soğur? Bu nasıl bir anlayıştır, nasıl bir yaklaşımdır? Bunu anlamak mümkün değildir. Bu acının takipçisi olacağız, mahkeme sürecinde de elimizden geleni yapacağız. Bu cezalar yetersizdir ve trajikomik bir durumdur” demişti.

Yedekci’nin Ayrıntılar programında Aladağ Faciası hakkında söylediklerinin tamamı şu şekilde:

Müftülük binası açmak için bütçe ayıran hükümet neden çocuklarımıza yurt yapmak için bütçe ayırmıyor?

Aladağ’da dağların ortasında maddi açıdan oldukça kötü durumda olan köyler mevcut. Bu köylerden çocuklar toplanıyor hatta Sosyal Hizmetler Müdürü’nün eşi “Ben orada öğretmenim, merak etmeyin” diyerek aileleri ikna etmeye çalışıyor. Ancak süreç içerisinde gece 11.00’lara kadar çocuklara bulaşık yıkatılarak hizmetçi gibi davranılmaya başlanmış.

Faciadan sonra Aladağ’a gittiğimizde konuştuğumuz, bir anne ağlayarak çocuğunun yurttan kaçarak evine geldiğini ve gitmek istemediğini söylemesi üzerine 7 gün boyunda evladını evinin ahırında sakladığını anlattı. Ancak sonrasında yurt yetkilileri çocuğu bulup zorla yurda geri götürmüş.

Ve o çocuk o faciada yanarak can verdi. Neden devletin yurdunda kalmıyorlar? Çünkü devlet yurdu depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle kullanıma uygun değilmiş. Eğer okula gitmek için köyden merkeze giderlerse 20 TL dolmuş parası harcamak zorunda kalacaklar ama bu yurtta kalırlarsa bu harcamayı yapmadan okula gidebilirler diyerek aileler ikna edilmiş. Aladağ Faciasının olduğu gün Adana’da 6 Milyon 639 Bin TL’ye mal olan bir müftülük binası açılmıştı.

ayrıca…

Müftülük binası açmak için bütçe ayıran hükümet neden çocuklarımıza yurt yapmak için bütçe ayırmıyor? Biz komisyon olarak 11 ay sonra Aladağ’a tekrar gittiğimizde 7 öğrencinin kaldığı erkek yurdunda aynı sıkıntılar vardı hatta yanan yurtta yangın çıkışı için olan kapı plastiktendi bu yurtta ise her an parçalanabilir bir saçtan yapılmış yangın çıkışı kapısı vardı ancak kapı 3 metre bir boşluğa açılıyordu, yangın çıkışı için merdiven yoktu. Anadolu’da bir söz vardır, “kel kız yıkandın mı yıkandın, tarandın mı tarandın” diye kel kız taranabilir mi? Bu tamamen göstermelik, yine her yer yine halıydı.

Sonunda AKP’li Milletvekilleri bile dayanamayarak “bizim geleceğimizi biliyorsunuz bari bunları sökseydiniz” dedi. Bu yurtta yine aynı cemaate aitti, gömleklerinin ceplerine taktığı kalemlerden birbirini tanıyan bir tarikat olduklarını da orada öğrendik. Ülkemizde eğitim cemaatlere teslim edilmek isteniyor, bu kabul edilebilir bir şey değil. Aladağ’da İlçe Milli Eğitim Müdürü mutlaka cezalandırılmalıydı. Komisyon tutanakları açık, bu tutanakları herkesin okumasını rica ediyorum.

Bizler orada her şeyi gördük, bize sıradan bir vatandaş gibi gelerek açıklama yapan kişinin oradaki Sosyal Hizmetler Müdürü’nün eşi olduğunu öğrendik. Kınama cezasının verilmesi evlatlarımızın canlarının hiçe sayıldığı anlamına gelir. Aladağ’da bize gösterilen bir tabloda çocukların ailelerine ödenen paraları gösterdiler bize. Bir canın bedeli kaç paradır? Evladınız ölürse kaç parayla yüreğiniz soğur? Bu nasıl bir anlayıştır, nasıl bir yaklaşımdır? Bunu anlamak mümkün değil. Ensar Vakfı olayında da ailelere 10’ar bin lira para verilerek şikayetten vazgeçirildikleri söylenmişti. Aladağ’da anneler “ben öleyim ama benim çocuğumun katili cezasını çeksin” diyordu. Bu acının takipçisi olacağız, mahkeme sürecinde de elimizden geleni yapacağız. Bu cezalar yetersizdir ve trajikomik bir durumdur.”

İLGİLİ HABERLER