Koronavirüse karşı en riskli kan grubu belirlendi!

355 0

Koronavirüs için ilaç ve aşı çalışmaları hızla devam ederken 1610 korona hastasının kan örnekleri üzerinde yapılan bir araştırma ilginç bir gerçeği ortaya çıktı. Yapılan son koronavirüs araştırmasına göre belirli kan gruplarına sahip kişiler daha büyük risk altında.

Koronavirüse yakalanmak ile kan grubu arasında bir bağ olup olmadığını belirlemek için başlatılan bilimsel araştırmanın sonuçları açıklandı.

BAZI KAN GRUPLARI DAHA BÜYÜK TEHDİT ALTINDA
Almanya ve Norveç’te yapılan bir araştırma, bazı kan gruplarına sahip kişilerin korona virüsüne yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre, bakın hangi kan grubundan kişilerin korona virüsüne yakalanma ihtimali daha yüksek ve daha düşük…

EN RİSKLİ KAN GRUBU A

Kaliforniya merkezli biyoteknoloji şirketi 23andMe’nin 750 bin kişiden alınan veriler ışında hazırladığı rapora göre, A en riskli kan grubu olarak belirlendi.

Financial Times’ta yer alan habere göre, virüse yakalanma oranı en düşük kan grubunun ise 0 olduğu ortaya çıktı. Bilim insanları son veriler ışığında kan grubunun koronavirüsün etkisinin dikkate alınması gerekeceği görüşünde.

Sürü bağışıklığı koronavirüse karşı neden etkisiz?
Epidemiyolog Gideon Meyerowitz-Katz, Science Alert için kaleme aldığı yazıda sürü bağışıklığının koronavirüse karşı neden etkisiz kaldığını açıkladı.

Geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de ortaya atılan sürü bağışıklığı modeli ise İngiliz makamları tarafından dahi terk edilmişe benziyor. Zira uzmanlar sürü bağışıklığının iddia edildiği gibi salgına karşı bir koruyucu yöntem olmadığı görüşünde. Gideon Meyerowitz-Katz, Science Alert için kaleme aldığı yazıda salgının günlük olarak takip edilmesi gereken, pek çok değişkene bağlı ve öngörülemez yapısının olduğunun altını çiziyor.

Epidemiyolog Gideon Meyerowitz-Katz’a göre sürü bağışıklığı günümüz koşullarında koronavirüs ile mücadelede bir opsiyon değil. Zira Katz’a göre aşı olmadan toplum bağışıklığından bahsetmek bilimsel olarak mümkün değil.

Koronavirüs nereden çıktı?
Yaygın görüş, virüsün yarasalardan yayıldığı yönünde. Ancak ne bu teori ne de insana bulaşmadan önce yarasadan pangolin gibi bir başka hayvana geçtiğine dair teoriler şu ana kadar teyit edilebildi. Kesin olan şu ki bu hastalığa, hayvanlardan insanlara geçen bir virüs neden oluyor. Virüs, hayvanlarda bir dizi genetik mutasyondan geçiyor ve böylece insanlara bulaşabiliyor. Nature dergisinde geçen ay yayımlana bir çalışma, yeni koronavirüsün gen haritasının, yarasadaki koronavirüsünkiyle yüzde 96 oranında aynı olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, virüsün laboratuvarda üretildiğini öne süren bazı komplo teorisyenlerinin iddialarının gerçek dışı olduğunu belirtiyor. Koronavirüsün ilk olarak Çin’in Hubey eyaletinin başkenti olan Vuhan’da hayvandan insana geçtiğine dair sağlam bulgular var.

Neden henüz bir aşı yok?
Normal şartlarda, etkili ve güvenli bir aşı geliştirmek yıllar alır. Alman Araştırmacı İlaç Üreticileri Birliği’ne (vfA) göre, dünyada şu an koronavirüs aşısı geliştirmek için yürütülen en az 47 proje var. Bilim insanları büyük bir baskı altında ve zamana karşı yarış hâlinde çalışıyor. Ancak buna rağmen piyasaya 2020 yılı içinde bir aşının çıkması mümkün görünmüyor. Zira resmi makamlarca onay alınması için elzem olan klinik çalışmalar zaman gerektiriyor. Aşı bulunması için yürütülen çalışmalara ek olarak bazı araştırmacılar da kan serumundan elde edilen antikorlardan faydalanılan ve “pasif bağışıklık” adı verilen yöntem üzerinde çalışıyor. Bu antikorlar, COVID-19’dan iyileşmiş kişilerden geliyor. Bu kişilerin kanında, virüsle savaşıp yenebilen antikorlar bulunuyor. Söz konusu yöntem, “pasif bağışıklılık” olarak adlandırılıyor. Çünkü alıcı, bizzat antikor üretmiyor. Ödünç aldığı antikorlar ise yalnızca kısa süreli bir koruma sağlıyor. Sadece geleneksel bir aşı, koronavirüse karşı uzun süreli koruma sağlar.

RAKAMLAR İLE KORONAVİRÜSÜ (EN ÇOK HANGİ YAŞ GRUBUNU TEHDİT EDİYOR?)
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, koronavirüs nedeniyle meydana gelen ölüm oranının yüzde 3.4 olduğunu duyurdu.

Ancak bu oran, yaş, cinsiyet, sağlık geçmişi gibi nedenlerle değişiklik gösterebiliyor.

100 binin üzerinde kişiye bulaşan virüs 4 bin 284 kişinin hayatına mal oldu. İstatistiklere bakıldığında koronavirüse karşı en yüksek ölüm oranı 80 yaş ve üzerindeki kişileri gösteriyor.

Bu yaş grubunda koronavirüs kapanlardaki ölüm oranı yüzde 14.8. 70 – 79 yaşları arasındaki kişiler için bu oran yüzde 8 olarak açıklandı.

Dünya Sağlık Örgütü’nden alınan veriler üzerine oluşturulan rapora göre, bu oran 60 – 69 yaş grubu için yüzde 3.6, 50 – 59 yaş grubu için 1.3, 20 -29 yaş grubu için yüzde 04.

İstatistiklere bakıldığı zaman koronavirüs nedeniyle ölüm oranın en az görüldüğü yaş grunu ise 10 -19 , 20 -29 ve 20- 39 yaş grupları.

Söz konusu rapora göre, bu yaş gruplarında koronavirüs kapan ve bu nedenle hayatını kaybedenlerin oranı yüzde 0.2. Başka bir deyişle bu yaş gruplarında koronavirüs kapan her 1000 kişiden 2’si hayatını kaybetti.

SİGARA İÇENLER İÇİN RİSK DAHA MI FAZLA?
Zira ülkede sigara kullanımı erkeklerde kadınlara oranla hayli yüksek. Uzmanlar sigara içenler için riskin yüksek olduğunu belirtiyor. Uzmanlar ayrıca kronik böbrek, karaciğer hastalıkları olanlar, kanser tedavisi görenler için riskin daha yüksek olduğu uyarısında bulunuyor.

ÇOCUKLAR NEDEN DAHA AZ TEHLİKE ALTINDA?
Yeni tip koronavirüste çocuklar sürpriz bir biçimde toplumun en zayıf gruplarından birini oluşturmuyor. Şu ana dek yaşanan ölüm vakalarında da hiç çocuk yok. Tabii ki virüs çocuklara da bulaşıyor ama onlarda ya bir hastalığa yol açmıyor ya da hastalığı çok hafif atlatıyorlar. Bunun sebebi henüz net bir biçimde anlaşılabilmiş değil. Bazı tıp uzmanlarına göre, bu durumun kökeninde küçük çocukların doğumla birlikte sahip olduğu “spesifik olmayan sistem” var. Çocuğa, henüz anne karnında bir cenin iken, vücuduna girebilecek ilk mikroplara karşı kendi spesifik bağışıklık sistemi koruyucusu aktarılıyor. Bu aktarım doğumun ardından anne sütü üzerinden devam ediyor. Doğuştan var olan bu koruma, akyuvarları oluşturan makrofajlardan ve doğal öldürücü hücrelerden meydana geliyor. Söz konusu akyuvarlar da mukoza ya da deri üzerinden vücuda giren mikroplara karşı saldırıya geçiyor. Bu pasif bağışıklık genelde çocuğu, kendi savunma sistemı oluşana dek koruyor. Çocukların genelde 10 yaşına kadar kendi spesifik bağışıklık sistemi gelişmeye devam ediyor. Ardından da bu savunma sistemi, yeni mikroplara karşı hayat boyunca, öğrenmeye açık bir şekilde varlığını sürdürüyor.

‘SÜPER BULAŞTIRICI’ NE DEMEK?
Süper bulaştırıcı da son dönemde sıkça duymaya başladığımız bir tabir. Korona virüs’ün farkında olmadan İngiltere, Fransa ve İspanya’ya yayılmasına neden olan ‘süper bulaştırıcı’ olarak adlandırılan kişinin kimliği geçtiğimiz günlerde 53 yaşındaki Steve Walsh olarak açıklanmıştı.

Singapur’da 20-23 Ocak tarihlerinde bir konferansa katılan Steve Walsh daha sonra tatil yapmak için Fransız Alpleri’ne gitti. Kaldığı evde bulunan 11 kişiye de korona virüs bulaştıran Walsh, daha sonra Londra’ya geldi.

Yetkililer, uçakta 183 yolcu ve 6 uçuş görevlisi ile temas eden Steve Walsh’ın Londra’ya indiğinde hiçbir hastalık belirtisi göstermediğini açıkladı. korona virüs bulaşan hasta sayısının ve ölümlerin tüm dünyada artmaya başlamasıyla yerel halk sağlığı yetkilileriyle temasa geçen Steve Walsh’ın c orona virüs kaptığı tespit edildi.

İngiliz medyası, 2 hafta karantinada kalan Steve Walsh’ın tamamen tedavi edildiğini duyurdu. Fransız Alpleri’nde Walsh’un birlikte kaldığı 4 kişi ve bir çocuğun da testlerde korona virüs kaptığı tespit edildi.

Bu kişilerden birisinin İspanya’nın Majorca kentinde yaşadığı ve ailesine korona virüs bulaşmadığı ortaya çıktı. Böylece korona virüs Singapur’dan İngiltere, Fransa ve İspanya’ya bulaşmış oldu.

DÜNYA YÜZEYİNİN TİTREŞİM MİKTARI AZALDI
Korona virüs (COVID-19) salgını nedeniyle gezegenimizin dört bir yanında on milyonlarca kişi evlerine kapanmış durumda. İngiliz Daily Mail gazetesinde yer alan habere göre bu da dünyayı daha sessiz bir yer haline getirdi.

British Geological Durvey’den elde edilen verileri inceleyen bilim insanları koronavirüs salgını sonrası Dünya yüzeyinin titreşim miktarında ciddi bir azalma gözlemlendi. Bilim insanları bu durumun araç kullanımının azalması fabrikaların kapanması gibi durumlardan dolayı meydana geldiğinin altını çizdi.


Kadir Polat

Kadir Polat

Kadir Polat 29 Yaşında ve İktisat Bölümü mezunu olup sitemizde uzun süredir Ekonomi Kategorisi başta olmak üzere güncel haberler yazmaktadır.